Murat ERTAN

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Murat ERTAN

    Başarıda 10 Bin Saat Kuralı

    11 Şubat 2020 Salı 08:34

    10 bin saat kuralı, Malcolm Gladwell’in 2009 yılında basılan “Outliers” (Çizginin Dışındakiler) adlı kitabında başarı için öne sürdüğü iki etkenden biridir. 

    Malcolm Gladwell’in kitabında belirttiği kurala göre; deha olarak bildiğimiz pek çok kişi başarıları için en az 10 bin saat çaba göstermekte ve tecrübe yaşamaktadır. Ustalık ve başarı için 10 bin saat tekrar etme kuralı öne çıkmaktadır.

    Gayret, çaba, tecrübe zekâdan daha önemli; çalışkanlık dehadan daha geçerli görünmektedir. Yeteneklerin ortaya çıkması için günde en az 3 saatten 10 yıllık bir gayret gerekmektedir.

     

    Başarılı olmak istiyorsan, çok çalışmalısın

    Konu üstünde çalışarak ve pratik yaparak elde ettiğin tecrübelerin, toplamda 10 bin saat olmalı ki alanında pratikte ustalaşıp doğru karar alarak yoluna devam edebilesin. Bu da sonunda başarıyı getirecektir. 10 bin saat kuralı için en önemli nokta burasıdır.

    Bill Gates, Seattle’da yaşayan ders çalışmaktan sıkılan varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Bu yüzden 7. sınıftayken ailesi onu Özel Lakeside Okuluna gönderdi. Gates’in okuldaki ikinci yılında bilgisayar kulübü kuruldu. Kermeste okul aile birliği üyelerinin kazandığı üç bin dolarla, 1968 yılında, Seattle’ın merkezindeki bir ana bilgisayara bağlı terminal satın alındı. Lakeside bilgisayar kartlı sistem yerine ASR-33 Teletype adlı sistemi kurdu; Seattle merkezindeki ana bilgisayara bağlı zaman paylaşımlı bir terminaldi. O dönemdeki üniversitelerde bilgisayar imkânı bulunmuyordu. Gates o andan başlayarak bilgisayar odasında yaşamaya başladı. Gerçek zamanlı programlamayı 1968’de sekizinci sınıfta yaptı.

    1971’de yedi aylık dönem içinde Gates ve arkadaşları ISI ana bilgisayarında 1575 saat çalıştılar. Bu da haftada yedi gün, günde sekiz saat oluyordu. Geceleri, hafta sonları programlama yapıyormuş. Haftada 20, 30 saat bilgisayar başında çalışmaktaydı.

    Beş yıl, sekizinci sınıftan lisenin sonuna kadar geçen süre, Bill Gates’e çok önemli fırsatlar sunmuştu;

    Bir numaralı fırsat, Gates’in lakeside’a gönderilmiş olmasıydı. 1968de dünyada kaç okulda zaman paylaşımlı bir terminale erişim vardı.

    İki numaralı fırsat, Lakeside annelerinin okulun bilgisayar ücretlerini ödeyecek paralarının olmamasıydı.

    Üç numaralı fırsat, paranın tükendiğinde anne babalardan birinin, hafta sonları kodları test edecek bir yerde çalışıyor olmasıydı.

    Dört numaralı fırsat, Gates’in ISI’dan haberinin olması, ISI’nın da yazılımda çalışacak birine ihtiyacı olmasıydı.

    Beş numaralı Gates’in Washingtan üniversitesine yürüme mesafesinde oturması idi.

    Altı numaralı fırsat, üniversite bilgisayarının gece üç ile sabah altı arası boş olmasıydı.

    Yedi numaralı fırsat, TRW’nin Bud Pembroke’u aramasıydı.

    Sekiz numaralı fırsat, Pembroke’nin sorunla ilgili tanıdığı en iyi programcıların iki lise öğrencisi olmasıydı.

    Dokuz numaralı fırsat, Lakeside’nin bu çacukları ilkbahar döneminde blgisayar kodu yazmaları için millerce öteye göndermeye istekli olmasıydı.

    Bu fırsatların hepsinin ortak özelliği, Bill Gates’e pratik sağladılar ve tecrübe kazandırdılar. Gates, kendi yazılım şirketini kurup Harward’ı terk ettiğinde, yedi yıldır proglamlama tecrübesi vardı. 10 bin saatten çok fazla pratik yapmıştı.

    Bill Gates, matematiğin genç, parlak, harika çocuğu olarak anılırken “bilgisayar programcılığını” keşfeder. Harvard’ı terk eder, arkadaşlarıyla Microsoft adlı küçük bir bilgisayar şirketi kurar. Azim, zekâ ve sezgiyle yazılım dünyasının devi olmayı başarır.

        Michigan Üniversitesi; yeni, modern, en büyük bilgisayarlarını oluşturan bilgisayar merkezini 1971’de kurdu. Bu programdan yararlanan binlerce gençten en ünlüsü Bill Joy’dur.

    Bill Joy, 1971’de 16 yaşında matematik ve mühendisliğe ilgi duyuyordu. O dönemde bilgisayarlar oda büyüklüğündeydi. Michigan Üniversitesi, aynı anda birkaç insanın çalışabileceği büyük bilgisayarlara sahip 2-3 yerden birisi.

    16 yaşında, Bilgisayar Merkezinin açıldığı yıl üniversiteye başlayan Joy, çok çalışkan bir öğrenciydi. Merkezi görür görmez bilgisayar dünyasına girdi programlama merakına kapıldı ve burada devam etti.

    Matematik ve mühendislik okumaya gelen Bill Joy’u burada bilgisayar etkiliyor ve o da bilgisayarı bir daha bırakmıyor. Gecesini gündüz çalışıp üniversitenin imkânlarından yararlandı, yeni programlar geliştirdi.

    UNIX’i yeniden yazma görevi alınca o kadar iyi yazdı ki bugün bile dünyadaki bilgisayarların çoğu bu işletim sistemiyle çalışmaktadır. Bill Joy, İnternete ulaşmayı sağlayan yazılımların çoğunu yazmıştır.

        Bill Joy’un önüne çıkan fırsatlara bakın; Üniversite olarak Michigan’ı seçmesi, en gelişmiş bilgisayarın orda olması, merkezin bütün gece açık tutulması ve böylece her gün 8-10 saat programlama yapabilmesi; edindiği tecrübe sayesinde UNIX’i yazabilecek durumda olması. Joy üstün zekâlıydı, öğrenmeye hevesliydi ama tekrar ve çaba çok önemliydi. Böylece 10.000 saate ulaşabildi.

    Mezun olduktan sonra 3 arkadaşıyla kurduğu Sun Microsystems’de, yazdığı Java programıyla ismi daha da büyümüştür.

        Kişisel bilgisayar (PC) döneminde de en önemli tarih 1975’tir. O güne kadar bilgisayarlar dev boyutlarda ve çok pahalıydı. Her elektronikle ilgilenenin hayali kendine ait bir bilgisayara kavuşmaktı.

    1975’te kişilerin parçaları birleştirip kendi bilgisayarını oluşturabileceği bölümler piyasaya çıktı. Bundan en fazla 1952 ile 1958 arası doğan gençler yararlandı.

    1957’de kurulan Beatles 1960’ta adını daha yeni yeni duyurmaya çalışan bir lise grubuydu. O yıl, bir organizatör tarafından Hamburg’da müzik yapmaya davet edildiler. Liverpool’dayken çalıştıkları mekânda her gece 1 saat hep aynı şarkıları çalarlarken, Hamburg’daki 24 saat açık kulüpte haftanın her gecesi 8 saat müzik yaptılar, hem de programı doldurmak için hep yeni şarkılar ürettiler.

        1964’te ünleri patlama yapıncaya kadar 1200 defa canlı performans yapmışlar, müziklerini de olağanüstü geliştirmişlerdi. En başarılı albümleri addedilen ‘Sergeant Pepper’s Lonely Hearts Club’ı çıkardıklarında tam 10 yıldır çalışmaktaydılar.

    John lennon, Beatles dağıldıktan sonra yapılmış bir röportajda grubun performansından söz ederken; daha da iyiye gittik ve özgüvenimiz arttı. Bütün gece çalıyor olmanın getirdiği bütün o deneyimle bunun önüne geçemezdik.

    Müzik dâhisi Mozart bile kabiliyetleri geç ortaya çıkmış biridir. Mozart’ın çocukluk bestelerinin çoğu başka bestecilerin eserlerinin yeniden düzenlenmesidir. Gerçek anlamda şaheserlerini 21 yaşından itibaren yazmıştır ki o yaşa geldiğinde 10 yıldır beste yapmaktaydı. Bu yaklaşık 10.000 saatlik çalışma demektir.

    Müzik eleştirmeni Harold Schonberg daha da ileri gidiyor: en büyük yapıtlarını ancak 20 yılı aşkın bir zamandır beste yapmaktayken bestelediğine göre, Mozart’ın gerçekte “geç gelişim gösterdiğini” ileri gösteriyor.

    Mozart bile 10 bin saati tamamlamadan temposunu tutturamadı. Pratik sizi iyi bir noktaya getirmesi için yaptığınız uğraşıdır.

    Satrançta büyük usta olmak 10 yıl sürer. Yalnızca efsanevi Bobby Fischer, daha kısa zamanda bu seçkin düzeye ulaştı. Büyük usta olmayı 9 yılda başarmıştır.

    Mozart’ın, Bill Gates’in, Beatles’ın, Bill Joy’un hikâyelerine baktığımızda başarıya giden yolun resmini daha iyi görebiliriz. Kuşkusuz hepsi bir kuşakta az bulunacak yeteneğe sahipti. Bu kesin. Fakat onların hikâyelerini farklı kılan özel yetenekleri değil, önlerine çıkan olağanüstü fırsatlardır.

     

    Pratik yapmanın önemi;

    Karate yapanlar “kata”nın ne olduğunu bilirler. Kata bir karate öğrencisinin sürekli uyguladığı belli beden hareketlerinden oluşan şemadır. Sahip olduğu kuşağa göre karate öğrencisinin yaptığı katalar değişir. Karate öğrencisi katalarını tekrarlayarak karate yapma yeteneğini pekiştirir. Tekrar tekrar aynı kataları yapar, yorulmadan, bıkmadan, sıkılmadan. Zamanı geldiğinde, örneğin kuşak imtihanlarında katalarını sergiler ve bir üst kuşağa geçer.

    Tüm dünyadaki psikologlar, doğuştan gelen yetenek diye bir şey var mı sorusunu tartışmaktalar: Cevabın ‘evet’ olduğunda herkes hemfikir. Araştırmalar yeteneğin daha az, çalışmanın daha fazla rolü olduğunu gösteriyor. 10 bin saat kuralının ilgi görmesi ile birlikte bu konu üzerine tartışmalar ve araştırmalar yapılmaya başlandı.

     

    2014’te yayınlanan bir araştırmada pratik yapmanın önemi;

    • Oyunlarda %26
    • Müzikte %21
    • Sporda %18
    • Eğitimde %4
    • Mesleklerde %1’lik bir fark yaratmış.

    Berlin Müzik Akademisinde yürütülen bir araştırmada kemancılar dünya çapında virtüöz olabilecek “yıldızlar”, “iyiler” ve ancak müzik öğretmeni olabilecek “vasatlar” olarak üç grupta incelenmiştir.

    Hepsi 5 yaşlarında kemana başlamışlardı. Önceleri yaklaşık aynı süreyle haftada 2-3 saat çalışan çocukların çalışma sürelerindeki fark, 8 yaş civarına geldiğinde açılmaktadır.

    Müzik öğretmenleri, 4.000 saat pratik yapmışlardır.

    Aynı durumun profesyonel piyanistler için de geçerli olduğu görülmüştür.

    İyi olan öğrenciler, toplamda 8.000 saat pratik yapmışlardı.

    Elit kemancılar, 20 yaşına geldiklerinde 10.000 saat çalışmaktadırlar.

    Yıldızlar 14 yaşındayken haftada 16 saat, 20 yaşına geldiklerinde toplamda 30 bin saati geçen çalışma yapmaktadırlar.

     Sınıfının en iyisi olma noktasına ulaşan öğrenciler, herkesten daha fazla pratik yapanlardı.

    20 yaşında çok iyi performans gösterenlerin her biri toplam 10 bin saatlik pratik yapmış oluyordu.

    Araştırma sonucunda, arkadaşlarından daha az çalışıp da zirveye çıkan olmamıştı. Aynı süre çalışan herkes eşit derecede sonuç alamayabilir. Bir müzisyen üst düzey bir müzik okuluna girebilecek yetenekteyse, onu diğerlerinden ayıran özellikler; çalışma şekli, temposu ve süresidir.

    Araştırmalara göre bir öğrenci en iyi müzik okullarından birine girebilecek kadar yetenekliyse onun performansını diğerlerinden ayıran çalışma saatleri oluyor. Zirvedeki insanlar herkesten çok çalışıyorlar, çok çalışıyorlar. Zirvedekiler arkadaşlarından çok daha fazla çalışmaları gerekir. Araştırmacılar göre bu süre en az  10.000 saattir.

    Besteciler, konser piyanistleri,  roman yazarları, basketbol oyuncuları, buz patencileri, satranç oyuncuları, kurmaca yazarları üzerinde yürütülen araştırmalarda bu çalışma karşımıza çıkmaktadır.

    Dünya çapında uzmanlığın daha kısa sürede kazanıldığı da görülmemiştir. Gerçek ustalığa ve uzmanlığa erişmek için, beynin aldıklarını özümsemesi ve kalıcı belleğe yerleştirmesi gerekir. Bu da öğrenmenin kelime anlamında olduğu gibi tekrarlar sonucu oluşan kalıcı izli, davranış değişikliği ile olmaktadır. Bu davranış değişikliği en az 10.000 saat çalışarak mümkün olmaktadır.

    MURAT ERTAN
    EĞİTİM BİLİM UZMANI
    İLETİŞİM UZMANI

    Bu yazı toplam 122 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim