Zehra Ali YILMAZ

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Zehra Ali YILMAZ

    Bayramlık Niyetine

    24 Mayıs 2020 Pazar 00:00

                                                                                                                  ‘Benî Âdem âzâyı yek-dîgerend                                                                                                             Ki der âferîniş zi yek gevherend’

                                                                                                                                                Sadi Şirazi

    Mânevî iklimin, mübârek bir ayın, Ramazan-ı Şerif ayının sonuna geldik. Önümüzde bayram var. Bayram kelimesi çocukluğumdan bugüne yüreğimi sızlatmış, dilimi titretmiştir. Şöyle ağız tadıyla içimden gelerek, coşkuyla ‘Haydi bugün bayram!’ dediğimi hatırlamıyorum. Ne vakit ‘bayram’ yaklaşsa, bayramlarını hakiki bayram gibi yaşayamadığını düşündüklerim gözümün önüne geliyor ve utanıyorum. Ateş düşüyor içime. Oradan çarpıyor tüm hücrelerime. Yakıyor azar azar yayılarak. Öyle çar çabucak değil, azar azar bir yanma hâli. Tabi siz bana bakmayın. Benimkisi ağır vak’a. Her insan acının, kederin karşısında hassastır, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi, yetimhanenin kanatları altına girmiş annesiz babasız nice masum yavrularımızı, işsizlerimizi, çocuk yaşta çalışan evlatlarımızı, evlat acısı çeken ana babaları ve daha nice kederli başları düşünüp de yanmayan yürek yoktur. 

    Hani bayram sabahları vardır bir de bayram kahvaltıları, o sofrada daima boş kalacak köşe, o köşeye de hiçbir zaman dolmayacağını bile bile bir tabak ve bir çay bardağı konulan sofralardan söz ediyorum.

    Toprağın bağrına emânet ettiği evladına niyet, aldığı bayramlıkları hiç tanımadığı ama bağrına bastığı çocuklara, gençlere başlarını okşayarak bir ikindi vakti veren anne babalar vardır.

    Pamuk ninelerin, güngörmüş dedelerin ellerini, kim olduklarını hiçbir zaman sormadan anne ve babasının elini öper gibi öpen evlatlar vardır.

    Bilhassa o sabah, bayram sabahı kapı çalındığında ‘Acaba o mu?’ diye yitiğinin yolunu gözleyen gözü yaşlı ana ve babalar vardır. 

    Dediğim gibi, siz bana bakmayınız lütfen. Benimkisi iflâh olmaz bir keder hâli.

    Bayram, kavuşmadır. Bayram buluşmadır. Bayram ana duraklardandır ömür yolculuğunda. Hatta kervansaray, han belki de. Bayramlarda güç toplanır yaşama yeniden tutunmak için. Bir güzelliği ilk kez yaşarken hissedilen o tatlı heyecan ve güç gelir insanın bedenine. Ruhu canlanır. Hafızası açılır. Üzerinde ne kadar kistli toprak varsa -belini büken- kurtulur o yüklerinden.

    Bayram, sonuçtur, neticedir. Mükâfattır. Verilen emeğin, sabrın, riyâzetin neticesinde kıyıda olandır. Bayram eşiktir. Bayram basamaktır.

    Hâsılı her insanın bayramı ayrı ayrıdır. Onca ayrılığın, tekilliğin içerisinde soylu bir hakikat vardır ki o da bayramın çoğulculuğudur. Bayram birleştiricidir. Bütünleyendir. Bayram, fotoğraftaki kapalı kapıları açtırtan, gönül aldırtan, yaşlı gözleri gülümsettiren, boş tabağı doldurtandır.

    Anadolu bir yuva ise bayram o yuvanın çatısıdır. Bu çatı altında gözü yaşlı yaralı yürekler başta olmak üzere tüm masumlarla tek vücut olabilme niyâzî ile bayramınızı tebrik ederim…

    Zehra Âli YILMAZ     

    Bu yazı toplam 955 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim