Vedat GÜNEŞ / Yazar

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Vedat GÜNEŞ / Yazar

    Bazen İyi Niyetinden Vurulur Kuşlar Ya da İlçelerimizde Festival Coşkusu

    22 Eylül 2017 Cuma 10:27

    Hafta sonunda ilçelerimizin her birinde bir festival, bir şenlik vardı. İnsanlar akın akın ilçelerimize giderek tarihî, kültürel gezilerin yanında alış-veriş yaparak yöresel ürünlerimizi bir arada bulmanın mutluluğunu da yaşadılar. Akşamları ise sevilen sanatçılar eşliğinde birlik beraberlik içinde hep bir ağızdan şarkılar söylediler.

    Tüm bu güzellikleri yaşamak, çağın stresi ve karmaşası içerisinden uzaklaşmak elbette mutlu etti insanları. Bu güzellikleri yaşatanlara teşekkür ediyor, bir sonraki festivallerin hayallerini şimdiden kuruyoruz.

    * **

    Mutedil olmağ içün cümle umûr
    Lâzım a’mâl-i tevâzû-yı şu’ûr  (Nâbi)

    Bir önceki yazım yayınlandıktan sonra bir anda bir şeyler oldu. İki gün içinde beş yüzün üzerinde tıklanma sayısına ulaştı. Bir anda sosyal medyada arkadaşlık istekleri arttı, mesajlar gelmeye başladı. Sonra telefonum çalmaya başladı art arda… Anladım ki benim yazımdan dolayı alınanlar, kırılanlar olmuş.

    O yazı asla birilerini eleştirmek için kaleme alınmamıştı. İkili görüşmelerimizde dile getirdiğimiz bir sancının yazıya dökülmesiydi sadece. Bu kadar etki yapacağını bilseydim, kendi aramızda konuşmaya devam eder, başka da karışmazdım.

    Yazımda en çok “savaş” kelimesine takılmıştı insanlar. Oysa hemen ardındaki (!) işaretinden dolayı biraz mecaz, biraz ironi olarak algılanmasını istemiştim, ama olmadı.

    Tarihlerin çakışması karşısında herkesin haklı bir sebebi vardı. Nereden bilebilirdik, bazen iyi niyetinden dolayı insanlar tarafından acımasızca vurulu günahsız kuşlar.  

    Mesaj atarak, telefon ederek “iyi yazmışsın” diyenlerin nefsimi okşadığını; “yanlış yapmışsın” eleştirisini yöneltenlerin haklı olduğuna inanıyor, eleştiri okları ve taşlarından nasibimi alarak eser meydana getiriyorum. Beni eleştiren kişi daha iyi olmamı, hata yapmamamı istediği için dostumdur. En azından kapalı kapılar ardında konuşmak yerine alenî söylüyor sözünü.

    Bu nedenle ben de dünkü yazımdan dolayı kırdıklarım varsa kendilerinden haklarını helal etmelerini art niyetimin olmadığını bilmelerini istiyorum.

    Çeşm-i insâf gibi kâmile mizân olmaz
    Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz (Tâlib)

    * * *

    Konuyu dallandırıp budaklandırmak değil maksadım. Bu nedenle savunma yapmak, gerekçeler sunmak yerine gelin hep birlikte Can Yücel’e kulak verelim. Rabbim yolunuzu açık, başarılarınızı daim, cumanızı hayırlı eylesin…

    Farkı Fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen...
    Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.

    Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli. 
    Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.

    Henüz bebekken 'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı k apalı olduğunu,ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli. 
    Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.

    Baskın yeteneğini fark Etmeli sonra.

    Azraillin her an sürpriz yapabileceğini,nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan 
    Hayvanl arın yolda , kaldırımda , çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli. 
    Yaratılmışların en güzeli oldu ğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.

    Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.

    Evinde kedi,köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.

    Eşine 'seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.

    Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.

    Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli. 
     

    Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark e tmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan..... 
     

    Ömür dediğin üç gündür,dün geldi geçti yarın meçhuldür...


    O halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür....

    Bu yazı toplam 1104 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim