Vedat GÜNEŞ / Yazar

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Vedat GÜNEŞ / Yazar

    Biz Taşralı Değil, Beypazarlıyız!

    07 Mart 2017 Salı 14:44

    Mevlana’dan Damlalar, Arkadaş, Osman Gazi, Azatlık Aşkı Dünyanın Çatısında Bir Türk Çocuğu, Beypazarı Efsaneleri, Bir Sevdanın Yüreğinde ve Atasözleri ve Deyimleriyle Beypazarı Ağzı…

    Bütün bu kitaplar Beypazarlı Şair Yazar Ahmet Yıldırım’a ait… Ve Yıldırım, 2017 yılında yayımlamış olduğu kitapla, doğup büyüğü Beypazarı’na yeni bir kaynak eser kazandırmıştır…

    Her yörenin kendi içinde barındırdığı bir dili, bir söyleyişi, bir ağız yapısı vardır… Bu söyleyiş her toplumun ortaklaşa meydana getirdiği ve kullandığı canlı bir varlık, sosyal bir yapıdır… Genel itibariyle toplum içerisinde aynı dil kökenine sahip olmasının yanı sıra, bölgesel etkiler dil üzerinde şiveyi oluşturmaktadır… Bu oluşum, kişinin doğup büyüdüğü ortamın, tarihsel ve siyasal yapının, ekonominin etkisi altında şekillenen, bilinçaltına inerek yerleşik hâle gelen, kişiler arasındaki ilişkilerde kendini belli eden iletişim şeklidir…

    Ağız yapısı; ses bilgisi, biçim bilgisi ve sözdizimi açısından üslûp, biçim, iç tutarlılık, kaynak kullanımı, yaşanılan yöreye ait söz kullanımına atıfta bulunmak şeklinde kendini gösterir…

    Hep demez miyiz, şivenden anlaşılıyor nereli olduğun, diye? Hatta bizim orada ona şöyle derler, diye…

    İşte Ahmet YILDIRIM Ankara’nın Beypazarı ilçesine ait ağız yapısını inceleyerek, Beypazarı’na ait söyleşiş şekillerini derlemiş Beypazarı Ağzı kitabında…

    224 sayfa olan kitapta; Beypazarı Ağzı Özellikleri, Türkülerimizde ve Manilerimizde Beypazarı Ağzı, Şiirimizde Beypazarı Ağzı,  Radyo Konuşmalarında Beypazarı Ağzı, Beypazarı Ağzı Gülmeceleri, Atasözleri ve Deyimler ve Beypazarı Ağzı Sözlüğü bulunmaktadır.

    Yazar kitabın önsözünde “Şöyle “onatça” bir okuyun bakalım, beğenecek misiniz?” cümlesiyle yakalıyor insanı… Ben de bir Beypazarlı olarak; “Angaramıza bağlı Beybazarı ilçemizin ağız yapısını öğrenmek isteyenlere, “onatça” bir kitabı okumalarını tavsiye ediyom” diyorum…

    * * *

    Beypazarı Ağzı Gülmeceleri Bölümünden birkaç örnekle noktalayalım yazımızı:

    Yaprak sarmasının misafirlere ikramı: “Hadin, bidene bidene yimen! Biri korkar, ikisi dövüşür, üçüncüsü kavgayı ayırır. Üçer üçer yiyin!..”

    * * *

    Beypazarlı bir kadıncağız, İstanbul’da bir bakkala girer. Satıcıya: “Cimcik var mı, cimcik?” diye sorar. Satıcı, hem ne istediğini anlamadığından hem de meşguliyetinden olacak, bizim kini mehel almaz ve “yok” diye cevap verir.

    Kadın raflara şöyle bir bakınır, cimciği görüverir, canı sıkılır, cimciği alır ve adama çıkışır.

    “Ne yalan satıyon? Satmak işine gelmiyo mu? Elinde fazla yok herhal. İşte cimcik!”

    Adam şaşkın şaşkın, önce kadının elindeki cimciğe, sonra kadının yüzüne bakıp: “Onun adı, fiyonklu makarna” der ve sorar: “Siz taşralı mısınız?”

    “Ne taşralısı? Biz taşralı değil, Beypazarlıyız!”

    Beypazarı Ağzı, özellikle yöre ağzı konusunda araştırma yapanlar için önemli bir kaynak niteliğindedir.

    Bu yazı toplam 1318 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim