Zehra Ali YILMAZ

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Zehra Ali YILMAZ

    Çocuk Belden Olmaz Elden Olur

    16 Aralık 2020 Çarşamba 14:37

    Kimi insanlar şu hayatta öylesine ağır sorumluluklar yüklenir ki cesâretlerine hayran kalmamak imkânsızdır. Ebeveynlik ve yazarlık bu sorumluluklardan belki de en meşakkatli olanıdır. Zordur; çünkü her ikisi de insan bedenine, ruhuna ve zihnine inşâ niyeti ile doğrudan hitap eden öznedir.

    Meselenin özünde, insan yani yaratılmışların en şereflisi öyle ki tüm varlık âleminin etrafında döndüğü ve o mükemmel varlık döngüsünde olayları ve olguları belirleyici role sahip biricik insanın yetiştirilmesi bulunmaktadır. 

    Bu pencereden bakıldığında anneler, babalar ve yazarlar birinci dereceden ve eşit sorumluluklara sahiptir. Hatta anne babalar bir yazar bakış açısı, dil ve üslûbu ile hareket ederken yazarlar da anne baba hassasiyeti ile hareket etmelidir.

    Birbirinden beslenen bu iki disiplinden ebeveynliğe bakıldığında, bir insanın yetiştirilme sürecinin ne kadar uzun zaman aldığı düşünülürse çocuk terbiyesinin en geç anne karnında iken başlaması gerektiği hatırda tutulmalıdır. En geç diyoruz; çünkü anne ve baba olmaya niyetlenmiş kadınlar ve erkekler kendilerini niyetlerinden evvel ebeveynlik sorumluluğuna hazırlamalıdır. İhtiyaç duyulan sorumluluk hazırlığı, mekâna ve zamana göre değişiklik gösterse de özünde değişmeyen, değişmemesi gereken sevgi, sabır, iyi örnek olma, tecrübe aktarımı gibi duygular, düşünceler ve hâller daima mevcuttur.

    Ne var ki aile fertlerinin birbirinden istemeden de olsa fizikî olarak uzak kalmasına ortam hazırlayan gündelik yaşam, anne babaları tedirgin etmiş ve yanlarında olamadıkları saatlerde çocuklarının nerede ve ne şekilde zaman geçireceği hususunda ebeveynleri arayışa itmiştir.

    Bahsi geçen arayışta, kitaplar devreye girmiş, aileyi bir arada tutabilme gayretiyle çocuklarına ihtiyaç duydukları ilgi ve emeği vermeye çalışan ebeveynlerin imdadına yetişmiştir. Kitaplar elbette yediden yetişme, doğumdan ölüme kadar her yaş aralığındaki insan için muazzam bir bilgi kaynağıdır. Fakat hatırda tutulmalıdır ki kitaplar, yazıcısı ve okuyucusu ile iki başlı bir yapıya sahiptir. Okuyucu, muhtemel hazır bulunurlukla kitabı okudukça değişime uğrayacak, yazar da muhtemel hazır bulunurluğunu ihtimal odur ki eserine aktaracaktır. İşte her iki tarafın da edilgen olmadığı okuma ve yazma eyleminde en büyük sorumluluk yazara düşmektedir. Yazı nihâyetinde iletişim araçlarından bir araçtır. Kitap da yazma eyleminin neticelerinden yalnızca biridir. Asıl olan insandır. Biricik insanın özel ve değerli olduğu asla unutulmamalıdır.

    Kitapların gücü, dille örülen yapısından kaynaklanmaktadır. Dil, fikir ve his dünyası üzerinde tartışmasız bir tesire sahiptir. Dil, aracılığı ile aktarılan bir bilgi insanın içine bir kere düşmeyegörsün. Düştüğü yerde mayalanmadan, damarlarda kan olup dolanmadan, beyne nüfuz edip, ciğerlerde hava olmadan durmaz. Bu sebeple düşünen bir zihne, hisseden bir yüreğe sahip olan yazar, dil kabiliyetini kullanırken hassas olmalı, ideolojik görüşlerini eserine yansıtarak okuruna, cepheye hazırladığı bir asker muamelesi yapmamalıdır. Yazarın ve eserinin itibarı tarafsızlığı ile uzun ömürlü olacaktır. İdeolojiler, olaylar, kişiler ömürlüdür, asıl olan biricik insanın, insanî değerler kaidesinde nesiller boyu aktaracağı hafızasıdır. O hafıza sevgi, saygı, sabır, tahammül, hoş görü, diğergâm ve millî birlik ve beraberlikle aktarılabilir.

    Mevzu bu denli derin ve hassas olunca çocuklar için yazılmış yahut yazılacak eserlerin ince eleklerden geçmesi, sıkı sıkıya dokunması insanlık meselesi olmalıdır. Her ne kadar sözlü kültürde, çocukların edebî dil ve üslûpta bir zevkle yetiştirilmesi insanlık tarihiyle yaşıtsa da yazılı kültürde çocuk edebiyatı adı ile anılabilecek bir edebiyatın varlığı henüz yakın tarihte raflarda kendine yer bulmuştur.

     Dolayısı ile çok hassas olan bu edebiyat, edebî türler içerisinde ayrı bir türdür ve söz konusu eserlerin ciddi bir eğitim ve öğretim neticesinde vücut bulması gerekmektedir.  Çocuk kitaplarını çok satan bir tezgâh malı, çocukları da “Ne olsa okur.” diye iyi bir müşteri olarak gören sığ ve çirkin bir zihniyetin ömrü kısa olsa da geride bıraktığı lekeyi temizlemek kolay olmayacaktır. Zîrâ çocukların zihinleri tertemiz bir sayfa, hayal dünyaları uçsuz bucaksız bir kâinat gibidir ve öğrenmeye aç sinir uçları daima uyanıktır. Çocukların zihinlerini ve ruhlarını kirletmek ve ele geçirmek maksadı ile ideolojik ve gayri ahlâkî bir dil ve üslûpla sözde kitap yazan yazarlar bir tarafa, hiç kimseye ve hiçbir çocuğa zarar vermek gibi kötü bir niyeti olmadan konu ve mesele seçiminde hataya düşen, dil ve üslûbunu çocukların seviyesine uygun öremeyen yazar ve şairlere karşı da çocukların korunması gerekmektedir.

    Yaşamımızın her hangi bir döneminde okuduğumuz eser, en iyi ihtimalle mevcut yaşımızdan sonrasını o da eserdeki dilin gücü nispetinde etkileyecektir oysa çocukluk döneminde okunan yahut işitilen bir hikâye, şiir, roman, seyredilen bir tiyatro, insanın çocukluk yaşlarından itibaren bütün bir ömrünü tesir altına alacaktır. Görünen o ki şuurlu her yetişkinin çocuklara karşı ciddi sorumlulukları vardır. Yazımıza başlık olarak belirlediğimiz atasözünde de ifade edildiği gibi bir bebek dünyaya geldiği andan itibaren o bebek, tüm insanlığa emanettir.

    Öte yandan çocuklarımız bilhassa günümüzde aile ortamından ziyade çevreden gördükleri, kitaplardan okudukları, filmlerde seyrettikleri ile hayatı tanımaya çalışmakta, kimlik ve kişilik kazanmaktadır.

    Netice itibari ile özelde ebeveynler, genelde tüm yetişkinler, çocukları yetiştirme hususuna tarih boyunca daima kafa yormuştur. En yakınlarından, büyüklerinden ve yakın tarihimizde kimi zaman da uzmanlardan destek alarak bu zor ve hassas vazifeyi göğüslemişlerdir.

    Fil’hakîka yazar, eserini yazma safhasından eserin okunma ve yorumlanma safhasına varıncaya kadar tüm aşamalarda şuurlu bir insan ve toplum, huzurlu ve mutlu bir insanlık adına sorumluluğunun bilincinde bir hassasiyetle yazmak zorundadır.

    Zehra Âli YILMAZ

    Bu yazı toplam 598 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim