Vedat GÜNEŞ / Yazar

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Vedat GÜNEŞ / Yazar

    Gerçek Olmayan Gerçek Bir Hikâye (3)

    07 Kasım 2016 Pazartesi 14:12

    Kadının ecnebi memleketinde okuyup, oranın kültürü, geleneği ile büyüyen oğlu memleketine gelmişti. Anası şöyle bir baktı. Yırtık pırtık elbiseler, çenesinin ucunda halk arasında “keçi sakalı” diye tabir edilen sakalı, kulağında küpesi ile bir başkası olmuştu oğlu. Yinede oğlunun gelişi sevindirmişti kadını.

    Hoşbeşten sonra “Hadi al şu bıçağı da kümesteki horozu kes” dedi oğluna, “Baban akşam gelince birlikte oturur yeriz. O horozu senin için bekletiyorduk.

    Oğlu kümese indi. Zor da olsa horozu yakaladı; evirdi, çevirdi. Ne var ki kesebilecek yeteneği kendinde bulamadı.

    Anası, “Bir horozu da mı kesemiyorsun?” diye sitem etti. “Bak ikindi vakti, git camiye. Oradaki Müslümanlara söyle de bizim horozu kesiversinler.

    Oğlan anasının sözüne uyarak elinde bıçak ile köy camisine gitti. İçeri girdi ve: “Kim Müslüman?” diye sordu.

    Elinde bıçaklı bir delikanlıyı karşılarında gören cemaat şaşkın şaşkın başları ile imamı işaret ettiler.

    İmam kafasına kaldırıp: “Kim, ben mi Müslüman?!” dedi titrek bir ses tonuyla ve arkasına yıkıldı.

    İşte, bizim Müslümanlığa duyarlılığımız bu kadar” diye düşündü adam balkonda. “Herkes her naneyi yer, övünür, lâkin “Müslüman’ım” demekten bile korkar oldu!

    Saygın, seçkin ya da sanatçı, futbolcu “gizli aşk” yaşar, herkes gizli aşkı merak eder; oysa bunlar geçmişte “zina”nın daniskası değilmiydi?!.. Nasıl oldu da “gizlilik” özenilir hâle getirildi toplumumuza?!..

    Berceste

    Bir göz ki ânın olmaya ibret nazarında
    Ol sahibinin düşmanıdır baş üzerinde (Niyazi Mısrî)

    * * *

    Dale Carnegie’nin “Bir felaketle karşılaşınca yapılabilecek işlerden ilki, -Bundan daha beteri var mı?- diye sormak; ikincisi, olduğu gibi kabullenmek, üçüncüsü de sabırlı ve mantıklı bir şekilde göğüs germektir.” sözü aklına geldi. Sabırlı olacaktı. Önce kendisi için, sonra ailesi, komşusu ve memleketi için sabırla mücadele edecekti. Çünkü kendisi ile barışık olmayan, başkalarını sevemezdi.

    Çetçi Prof.. Dekanın internette bütün paralarını kaptırması, Bilmem hangi kurumda çalışan Profesörün eşini ve oğlunu maaşa bağlaması, bir başka Profesörün Sabetayist olması da umurunda değildi. Zaten genç nesil istenildiği gibi yetiştirilmişti! Örnek alınan insanlar birer birer dökülmeye başlamıştı. Gerçi 15 Temmuz 2016’daki direniş yeniden umutlanmasına sebep olmuştu olmasına da… Keşke bu bilinç, ruhun direniş şarkısının başlangıcı olsa…

    Kendisini toparladı. Balkondan kafasını çıkarıp gökyüzüne baktı. “Ay, bu gece ne kadar da parlak” diye geçirdi içinden.

    Dudaklarından fısıltı şeklinde: “Servet kaybolunca hiçbir şey kaybolmaz, sağlık kaybolunca bir şey, ahlâk kaybolunca her şey kaybolur” sözleri döküldü.

    Siyasî, ahlâkî, idarî, fikrî anlamda yenilenmek, geleceğe umutla bakmak için, düşünmek ilk adımmış” dedi ve bir sigara daha yaktı.

    Berceste

    Hep nefs çıkar karşıma ölüp ölüp dirilsem
    İnsandan kaçmak kolay, kendimden kaçabilsem (N. F. Kısakürek)

    * * *

    Haftanın Kitabı : Yarınki Türkiye / Nurettin Topçu
    Haftanın Filmi : İmkânsız Olasılık / Yönetmen: Murat Şenöy
    Haftanın Türküsü : Nem Kaldı? / Âşık Mahsunî Şerif
    Kasım Ayının Hediye Kitapları:
    Âsım / M.A. Ersoy / (Türkçe ve Osmanlıca)
    Genç Safahat / M.A.Ersoy

    Bu yazı toplam 1190 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim