Vedat GÜNEŞ / Yazar

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Vedat GÜNEŞ / Yazar

    Hey Angaralılar! Kaldırın Kolları, Vurun Kaşıklara…

    12 Mayıs 2017 Cuma 10:17

    Ankara’nın kendine özgü bir tarihi var.

    Ankara denildiğinde Anadolu’nun yoksulluğundan başlayıp Başkent oluşuna kadar geçen sürenin ardından memur şehri olarak resmiyetin en üst düzeyde uygulandığı, bürokrasinin zirve yaptığı şehir akla gelir hep…

    Ankara’nın resmi tarihi değil aslında benim anlatmak istediğim. Kendi kültürünü muhafaza eden (edemeyen) bu şehrin bugün popüler kültüre kurban oluşunun müziğine değinmek istiyorum aslında… Sadece müziğin popüler kültüre kurban gittiğini söylemek bile abes aslında. Birçok alanda kültürünü yok etmiş bu şehrin sadece bir yönüne dikkatinizi çekmekle yetineceğim…

    Müzikte Ankaralı olmak bir ayrıcalık olsa gerek, birçok sanatçı isminin başına Ankaralı diyerek nam salmaktadır…

    Bir kültürden, bir olaydan, bir gerçekten, bir yaşanmışlıktan ortaya çıkan türkülerimizi de geride bırakarak argo, sıradan, basit, anlamsız, başka söyleyişlerden bozma sözleri bir araya getirerek; ama müzik yapısı ve ritim olarak aynı tür ezgiyi giydirerek oyun havaları yapılmakta ve düğünlerde çalınıp söylenmektedir…

    Şu anda düğünlerde veya televizyonlarda Ankaralı lakabıyla başlayıp türkü söyleyenlerin kaç tanesi gerçek anlamda Ankaralı ve kaç tanesinin söyledikleri Ankara kültürünü yansıtmaktadır?..

    Ankara Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Sn. Necmettin Palacı, ömrünü vermiştir bu tür insanlarla mücadele etmek için. Bir “Hüdayda” türküsünün “Fidayda” olmadığının savaşını bile kazanamamışlığın yorgunluğunu, hüznünü yaşamaktadır… Kendisinin ve derneğinin yaptığı mücadeleyi acaba kaç Ankaralı dikkate değer bulmaktadır?

    Canınızı sıkıp havanızı bozmamak için vereyim sözleri, kaldırın kolları, vurun kaşıklara… Bu türküleri dinleyenler Ankaralı değilse, sanırlar ki tüm Ankaralılar âlemci…

    Şimdi sizlere tüm türkü sözlerini verip oynatmayacağım. Birkaç türkü sözünü örnek olarak vereceğim. Zaten siz bu oyun havalarının ritmine kapıldığınızda diğerlerini bulmak için hemen kolları sıvayacaksınızdır…

    * * *

    Dar geldi sana Angara 
    Şaziye de kaçtı Osman’a
    Çek çek dünyanın kahrını da
    Vur vur rakı bira şaraba.

    * * *

    Bana bana bana tuz gönder tuz gönder 
    Tuz bulamazsan kız gönder kız gönder...

    * * *

    Kara Koyun güderim 
    Yar yanına giderim 
    Çoktan beri görün müyon 
    Tatilden mi şekerim...?

    * * *

    çıkmışım yar ben bir yola-amma batar amma çıkar 
    tutunmuşum çürük sala-amma batar amma çıkar

    * * *

    Gidene dur demeyiz
    Düşmeyiz biz dalgaya
    Ankara’nın bebesi
    Dönüp bakmaz arkaya…
    Ulus, Cebeci, Çankaya
    Gardaş deriz kankaya
    Bize her yol
    Paris değil
    La bize her yer Ankara

    * * *

    Pilavdan sonra datlı,
    Helal olsun yozgatlı,
    Şaban özü ücret fark etmez,
    Aha burası polatlı,
    Hacı hacıyı tekkede,
    Yar olacak sever mi 3 dakka da?
    30 senedir bu yolda,
    Feyil olamadım polatlı.

    * * *

    Kız çağırsam gelin mi
    Tutar mısın elimi
    Biz seninle şimdi neyiz
    Kanka mı sevgili mi

    * * *

    Bide seviyom dedi, sana yanıyom dedi
    İnan ölüyom dedi, vah vah vah
    İş verip tüydü
    Ortada koydu, aşkıma kıydı, vah vah vah

    * * *

    Nasıl? Söylemekten ağzınız, oynamaktan kollarınız yoruldu değil mi?...

    “Ah bu türküler /Türkülerimiz /Ana sütü gibi candan /Ana sütü gibi temiz /Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla/ Köyümüz, köylümüz, memleketimiz…” diyen Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kemikleri sızlıyordur sanırım…

    Kim ne derse desin, eğer türkülerimiz bile bozulmuşsa varın siz ötesini düşünün…

     

    Bu yazı toplam 941 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim