Zehra Ali YILMAZ

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Zehra Ali YILMAZ

    İletişimde Başarıya Götüren Temel Unsurlar

    04 Ocak 2021 Pazartesi 13:01

    İletişim, yaşamımızı inşâ ettiğimiz ana zemindir. İletişim, en erken anne karnında başlar ve ömür boyu devam eder. İletişim kurmaya yarayan araç ise ‘dil’ dir. İletişim aracı olarak dilin pek çok çeşidi olmakla beraber en tesirli olanı konuşma, yazma ve beden dilidir. Dil, iletişim kurabilmek adına her ne kadar başlı başına kuvvetli bir araç olsa da o aracın kullanma kılavuzuna hâkim olmak, en etkili şekilde istifade edebilmek adına emek vermek gerekir. Nevres’in beytinde ifade edildiği üzere “Önün ardın gözet fikr-i dakîk et, onda bir söyle / Öğütme ağzına her ne gelirse âsiyâb-ı âsâb” çok kıymetli bir ölçüdür.

    Hayatta mutlu ve başarılı olmanın yolu, doğru ve tesirli iletişim kurabilmekten geçiyorsa bu yolda nelere özen göstermeliyiz?

    • Evvela kendimizi tanımalı, gerçeklerimizle yüzleşmeli ve o gerçekleri kabul etmeli, nihayetinde kendi kendimizle şartsız bir teslimiyetle barış içeresinde olmalıyız.

    Kişi, gerçekleri ile yüzleşip söz konusu gerçeklerin varlığını kabul ettikten sonra kendi dışındaki dünya ile iletişime hazır demektir.

    Hatırda tutulması gereken diğer bir husus madde mânâdan, beden ruhtan, dış içten beslenir. Bu sebeptendir ki insan önce kendini çok iyi tanımalıdır. Kendi gerçeğini samimiyetle kabul eden, kendi kendisine önyargısız yaklaşmayı başaran bir insanın iç huzuru ve mutluluğu yakalaması artık ‘kelebek etkisi’ gibidir. Birbirini besleyen ve birbirinden beslenen unsurlar, haklarının ve sorumluklarının gereği ne ise onu yerine getirecektir. 

    • Kişi, kendini tanımaya bağlı olarak ne aradığını ya da neye ihtiyacı olduğunu bilirse bulmakta ya da doğruyu ve güzeli uygulamakta zorlanmayacaktır.

    Hedeflerimizi, hayallerimizi, yaşama gayemizi belirleyen unsur, hayattan beklentilerimizdir. Yaklaşık yaşam süresi belli olan insan, dünyadaki tüm yiyecekleri yiyemeyeceğini, tüm giysileri giyemeyeceğini, tüm gösterişli evlerde oturamayacağını, tüm arsalara bina yapamayacağını, tüm yazlıklarda kalamayacağını, tüm pahalı marka araçları kullanamayacağını, onlara sahip olsa dahi onların tamamıyla dolu dolu yaşamaya ömrü vefâ etmeyeceğini anladığında yaşamdan daha fazla keyif almakta ve muhtemel maddî kazançların peşinde ömür tüketerek yahut yaşayacağı muhtemel maddî kayıplarla uykularını kaçırmamakta, ân’ın tadını çıkarmaktadır. Sâdî Şirâzî’nin beytinde zikrettiği üzere ‘Denizde sayısız menfaatler olsa da selâmet kıyıdadır.’

    • Mevlânâ’nın pergel metaforunda bir ayağın sağlam şekilde sabitlenmesinin kazandırdığı denge, güven ve huzur gibi hayatımızın merkezine alacağımız sevgi dolu bir dil, her kapıyı açan anahtar mahiyetindedir. 

    Herkese ve her şeye sevgi dolu yaklaşmak tüm sorunları çözmeyebilir. Dünya, dağların yamaçlarındaki meneviş çiçekler kadar berrak, rengârenk, duru ve mis kokulu, o dağların yamaçlarından akan dereler gibi coşkun değilse de şunu çok iyi biliyoruz ki o dağlar da bu dünyanın bir parçası. Ve bu dünyaya iyisiyle ya da kötüsüyle her ne olduysa biz insanların eliyle oldu. Sevgi dolu bir dil hiç değilse nefes alacak güzel bir alan açacak, olayları ve olguları değerlendirip ani kararlar almadan önce bizlere zaman kazandıracaktır.

    İletişimde bir diğer mühim husus,

    • Değer ve emek vermektir.

    Samimiyet, hayatta başarının ilk şartıdır. İnsanın kendini tanıması, bilmesi, gerçekleri ile yüzleşip kabul etmesi, sevgi dolu bir dil ile yaşamına değer katması ve benzeri her ne yaparsa yapsın samimiyetle yaptığı müddetçe karşılık bulur. Yerine ulaşır. Değer ve emek veren insanın da verdiği değer ve emekte samimi olması şarttır. Dil ucu ile ‘Ben sana değer veriyorum.’ demek ya da ilişkinin ve iletişimin gereği emeği vermemek sun’i, yapay, göstermelik davranışlardır ve asla olumlu netice vermez.   

    • Her insan ayrı bir dünyadır ve birbirleri ile asla kıyaslanmamalıdır.

    İletişimde esaslar bellidir. Fakat zamana, zemine ve kişilere göre üslûp, usul değişiklik gösterebilir. Farklılıklarımızı göz önüne alarak muhatabımıza önyargısız bir dille yaklaşmak kesinlikle müspet neticelere vesile olacaktır.

    • İnsanları dinleyerek tanır, dil ile iletişim kurarız.

    İletişimin en mühim unsurlarından biri de muhatabımızı samimiyetle dinleyebilmektir. Boş ve tekrardan ibaret konuşmalar kıymetli bir hazine olan zamanın hebâ edilmesinden başka bir şey değildir. Dinlemeyi, iletişim kurabilmek adına elbette başlı başına yeterli bir unsur olarak göremeyiz. Bir kulaktan girip öbür kulaktan çıkan bilgilerin tesirli olması beklenemez. Bilgiyi almak, öğrenmek ve gereğini yerine getirmek samimiyetin ve emeğin işaretidir.

    Netice itibari ile iletişim, terazinin kefeleri gibidir. Aile hayatı başta olmak üzere hangi tür iletişim şekli, türü ve zemini olursa olsun samimi ve tutarlı bir iletişimde her iki tarafın da sevgi dolu bir dil kullanması, açgözlü ve bencil olmaması, inatçılık etmemesi, üzerine düşen görevleri hakkı ile yerine getirmesi, haklarını ve sorumluluklarını bilmesi, farklılıkların şuurunda olması, iletişimde başarı elde etmeye dair tüm bu denge unsurlarından ayrı olarak ihtiyaç duyan her kim varsa ihtiyaç sahiplerine ‘iyilik’ niyeti ile değil, sorumluluğunun gereği olarak destek ve katkı sunması gerekmektedir.

    Zehra Âli YILMAZ

    Bu yazı toplam 1079 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim