Murat ERTAN

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Murat ERTAN

    İmajımız İçin Giyimin Önemi

    24 Ocak 2022 Pazartesi 16:41

    Giysiler; eğitimimizi, kültürümüzü, yaşam tarzımızı, yaşadığımız bölgeyi, sosyal sınıfı, yaptığımız işi, pozisyonumuzu, düşünce yapımızı, kişiliğimizi, topluma uyumumuzu anlatır. Bundan dolayı kendimizi değerlendirmeli, dış görünüşümüzle oluşturmak istediğimizi etkiyi düşünmeliyiz.

    İlk defa karşılaştığımız insanlarla konuşmadan önce giyimleri, fiziksel görünümleri, vücut dili ve tavırları bize bilgiler verir. İnsanlar giyimleriyle bir kimlik sergiler, dış görünüm, içimizdeki özün de aktarılmasını sağlar. İnsanların kıyafetlerine göre statülerini de anlayabiliriz. Cenap Şehabeddin; “Güzel bir kıyafet, iyi bir tavsiye mektubudur.” Diyerek kıyafetin önemini belirtmiştir.

    Temiz ve düzenli giyinenlerin, işlerinde de özenli olacakları, sorumlu ve başarılı olacakları düşünülür ve insanlar onlara güvenir. Bu insanlar iletişimlerinde olumlu izlenim oluşturur. Doğru giyinmek özgüven ve saygı oluşturur. Statümüze uygun giyinmek, insanlar üzerinde olumlu etki bırakır.

    Kişinin toplumsal statüsü, toplumsal anlamda yaptığı işler, üstlendiği roller tarafından belirlenir. İnsanlar farklı roller üstlendiklerinde giyim, kuşam ve süsler buna göre anlam taşır. Türkiye’de gençler üzerinde yapılan bir araştırmada tanınmış markalara ait kıyafetleri giymenin bir statü gibi algılandığı ve gençleri etkilediği bulunmuş. Giyiminiz sizi, kişiliğinizi ve işinizi yansıtan bir imaj oluşturmalıdır. Örneğin, parlak renkli kıyafetler giyenler beni önemse, beni fark et, mesajı verebilir. Kim olduğunuz ve ne yaptığınız arasında çizgi vardır; biri sizi tanımlar, diğeri sizi tamamlar.

    Güzel giysiler özgüven artırır. Yapılan bir deney, dış görünüşümüzün, ten rengi ve kemik yapısından daha anlamlı olduğunu ifade etmiştir. Araştırmacılar, deneklerin en sevdikleri giysilerini giyip yüzlerinin fotoğraflarını çekmelerini istemiş. Bu kişileri daha önce hiç görmemiş jüri üyelerinin yaptıkları değerlendirmede, giysiler fotoğrafta görünmese bile daha önceki fotoğraflara göre daha çekici bulunmuştur. Araştırmacılara göre güzel giysilerle özgüvenleri artan deneklerin ifadeleri yüzlerine yansımıştır.

    Günümüzde popüler algı ve moda neyi giyeceğimize, seçeceğimize, belirleyeceğimize karar verir. Bazıları için bu toplumsal bir durumdur. Moda dışarıdan, stil oluşturma ise içten gelen özelliktir. İnsanların giyim zevkleri, tarzları onların sosyal zekâsını da ortaya koymaktadır. Moda toplumu yönlendiren bir kavramdır. Anneannelerimizin giydiği 20 liralık basma elbiseler moda diye binlerce liralara satılmaktadır. Hz. Mevlana; “Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm içinde insan yok.” Diyerek bu konuya dikkat çekmektedir.

    İnsanlar toplumsal ve kamusal yaşamlarında sadece kendi zevkleri ve rahatları için giyinmezler; başka insanlar, topluma ve kamusal kurallara uymak, uyumlu ve uygun olmak için giyinirler. Güzel giyimli insanlara saygılı ve olumlu davranış gösterilir.

    Giysilerde açık renkler, insanlara sempati oluşturur. Doktorlar bu yüzden beyaz giyer. Koyu renklerle, daha fazla enerji çekilir. Polis üniformaları, bu yüzden koyu renklidir. Doktorlar, ameliyatlarda yeşil elbise giyer. Çünkü yeşil renk, kanı gizler ve az gösterir.

      Uygun kıyafet seçimine dikkat edilmeli, kıyafetimizin bizi anlatmada önemli rolü olduğu bilinmelidir. Hedeflenilen kariyere göre giyilmelidir. Kendimize gösterdiğimiz özen, kendimize verdiğimiz değerin ifadesidir. Giyimimiz, çevremizden göreceğimiz saygı, sevgi ve gösterdiğimiz özen kadardır.

    Nasreddin hocanın ye kürküm ye öyküsü, giyimin önemini en iyi şekilde anlatmaktadır.

    YE KÜRKÜM YE

    Nasreddin Hoca, çağrıldığı bir ziyafete eski giysileriyle gitmiş. Kimse Hocanın farkına bile varmamış.

    Tek bir kişi çıkıp da:

     —Buyur Hocam! dememiş.

    Nasreddin Hoca’nın buna canı çok sıkılmış. Ama kerametin de giyiminde olduğunu anlamış. Hemen eve gelmiş, bayramlık kürkünü giymiş. Sonra, kasıla kasıla ziyafet yerine gitmiş. Kapıyı çalmış.

    Bu gidişte hemen fark edilmiş, büyük bir iltifatla karşılanmış. Hocayı ev sahipleri oturtacak yer bulamamış.

    —Buyrun Hocam

    —Şu tarafa buyrun Hocam!

    —Şöyle oturun Hocam!

    —Yok, yok, bu tarafa buyrun Hocam! demişler.

    Sonunda Nasreddin Hoca, ziyafet sofrasının baş köşesine buyur edilmiş. Sıra yemeğe gelince Nasreddin Hoca, kürkünün ucunu tabağa doğru uzatarak:

    —Ye kürküm ye! demiş.

    Nasreddin Hocanın bu sözlerinden ziyafettekiler hiçbir şey anlamamış.

    —Hayrola, Hoca Efendi, ne diyorsun? diye sormuşlar.

    Nasreddin Hoca, başından geçenleri açık açık anlatmış. Arkasından da eklemiş:

    —Bu ikram, bana değil kürkümedir. Onun için “Ye kürküm ye!” dedim.

    (ERTAN, Gönül Yazıları, 2020, 113).

    Statü aracı kıyafetler: 

    Elbiselerin özellikleri ve taşıdıkları anlamlar, birer statü göstergesi olarak tanımlanmaktadır. Gömleklerin kollarına, giyenlerin ilk harfinin işlenmesi,günümüzde popüler olduğu için görünür şekilde yapılmaktadır. Aynı durum çoraplar için de geçerlidir, isimlerine çorap siparişi verenler artmaktadır. Bunları prestij olarak gören kişiler, güçten ve etkiden yararlanma eğilimindedir.

    İnsanlar tarihte örtünmeye başladıktan sonra kullandığı giysiler, süsler toplumsal statü ile ilgili özellikler kazanmıştır. Araştırmalara göre bunun nedeni dinsel inançlara dayanmaktadır. Dinsel bir işlevi olan giyinme, toplumsal hayatla birleşerek statü göstergesi olmuştur. Toplumların değişim sürecinde, giyim kuşamın toplumsal kimliği ve statüyü yansıtmada rolü yeni boyutlar oluşturmuştur. Bu süreç içinde giyim kuşam ve takılar, soyluyu halktan, vatandaşı köleden, tüccarı köylüden ayıran bir ölçüt olmuştur.

    Döneminde dünya lideri olan Osmanlı Padişahları üzerlerine “şifalı gömlekler” diye bilinen Kuran-ı Kerim’den ayetlerin yer aldığı işlemelerle süslü, gösterişli gömlekler giymişlerdir. Bu gömlekler, Topkapı Sarayı’nda ihtişamlarıyla sergilenmektedir.

    Eski çağlarda kıyafetler, rollere göre tanınacak şekilde sıkı kurallara göre belirlenirdi. Üniformalar ve kıyafetler bazı mesleklerde seviye, statü belirlemesi açısından gerekli ve önem taşımaktaydı. Uygun olmayan biri, elit topluluğa ait bir görünüm ile dolaşamazdı. Kıyafetinden bir kişinin hangi meslekle uğraştığı, usta mı, çırak mı olduğu belli oluyordu.

    Ortaçağda kıyafet düzeni oldukça sıkı kurallar altında belirlenirdi. Düğme sayısından, sırma şerit kalitesine kadar uymak koşulu vardı, uymayanlar cezalandırılırdı. Giysilerde sınıflamalar vardı, sıçantüyü veya sincabi denilen giysiler, hiçbir hakka sahip olmayanlar tarafından giyilirdi. Eskiden paralı askerler, bir yerde talan yaptıklarında normal koşullarda giymelerine izin verilmeyen en renkli, parlak renklerdeki giysileri seçerlerdi.

    Bir Türkmen veya Yörük köyüne gidildiğinde sözlü olan veya nişanlı olan, giydiği kıyafetlerden anlaşılır. İş, özel gün ve düğün giysileri farklılık taşır. Düğünde yapılan gelin başlığı ile düğün sonrası takılan başlık farklıdır.

     

    Resmi ortamlar için giyim önerileri:

    • Kuruma, statümüze ve işimize uygun giyilmelidir.
    • Hedeflere, amaca ve vermek istediğimiz mesaja uygun giyilmelidir.
    • Yaşımıza ve vücudumuza uygun giyilmelidir.
    • Ortama, koşullara, davetlere, protokole uygun giyilmelidir.
    • Mevsimlere, zamana; gündüz veya geceye göre giyilmelidir.
    • Evli çiftler, renk ve biçim yönünden uygun ve uyumlu giyilmelidir.
    • Kadınlarda resmî kıyafet; gündüz takım elbise, gece uzun etek, tuvalet elbise olabilir.
    • Resmi ortamlarda ve iş toplantılarında, koyu renklerde takım elbise giyilmelidir.
    • Törenler, toplantılar, resmî akşam yemeklerinde, davetiyede belirtilen kıyafet giyilir.
    • Kahverengi takım elbiseyi resmi ortamlarda giymek uygun değildir.
    • Kadınlar, resmi ortamda bir veya iki renk, sosyal ortamda üç renk giyinmelidir. Kadınlarda takım elbise resmi, iki parça giyim veya pantolon ceket yarı resmidir.
    • Erkeklerde lâcivert, siyah iki düğmeli ya da kruvaze takım elbise resmidir. İki parça giyim yarı resmi, kravatsız giyim spor olarak değerlendirilir.

    İş insanlarına kıyafet önerileri:

    • Siyah iki takım elbise.
    • Lacivert iki takım elbise.
    • Füme, gri takım elbise.
    • Lacivert ceket, siyah ceket.
    • Dört adet; lacivert, koyu gri, açık gri kumaş pantolon.
    • Rahat ortamlar için erkeklere iki tane bej, lacivert kanvas pantolon.
    • Erkeklere dört beyaz gömlek.
    • Erkeklere farklı tonlarda, dört mavi gömlek.
    • Erkeklere bir adet lacivert ve bej pardösü.
    • Erkeklere bir adet siyah veya lacivert, kahverengi veya bej palto.
    • Erkeklere kıyafetlere uygun kravatlar, mendiller.
    • Erkeklere iki siyah, iki lacivert, iki taba ayakkabı.
    • Erkeklere iki siyah kemer, iki lacivert, bir kahve, bir taba kemer.
    • Kadınlara dört kumaş etek, kumaş pantolon.
    • Kadınlara bir adet siyah ve bej pardösü.
    • Kadınlara bir adet siyah, lacivert, bej palto.
    • Siyah, bej iş çantası.
    • Kadınlara iki adet siyah kemer, lacivert kemer, bej kemer.
    • Spor ayakkabısı, terlik tipi ayakkabı giyilmemelidir.
    • Takım elbise içine kolsuz gömlek giyilmemelidir.
    • Çorapsız ayakkabı giyilmemelidir.
    • Eşofman, şort, şandalet giyilmemelidir.
    • Baskılı, yazılı tişört giyilmemelidir.
    • Yakasız, manşetsiz gömlek giyilmemelidir.
    • Vücudu saran, likralı kumaştan yapılmış giysiler giyilmemelidir.
    • Ceket içine; polo, V, bisiklet yaka, triko ya da pamuklu kıyafetler giyilmemelidir.
    • Kısa kollu, kalın çizgili, siyah, oduncu, ekose, hâkim yaka, yakası düğmeli gömlekler takım elbiseye uygun değildir.

    Televizyon için giyim önerileri:

    Televizyon yayınlarında insanların görüntüsü ekrana yansıtılırken beden görüntüsü önem taşır.

    • Programın saati, içeriği, sunucusu göz önüne alınarak giyilmelidir.
    • Mavi, lacivert gibi kıyafetler giyilebilir.
    • Yeşilin bazı tonları, açık mavi, bej renkli kıyafetler tercih edilebilir.
    • Genel olarak klasik giyilmelidir.
    • Siyah giyinen bir kişi karanlık bir zemin önünde ekranda kaybolabilir.
    • Beyaz zemin önünde, beyaz veya açık renk giyinen kişi ekranda görünmeyebilir.
    • Programın izleyici durumu göz önüne alınarak giyilmelidir.
    • Gömlek, ceketten açık renk olmalıdır.
    • Koyu gri ve kırmızı tercih edilmemelidir.
    • Kalın çizgili, pötikareli, büyük desenli kıyafetler uygun değildir.
    • Saten ve ipek gibi kumaşlar ekranda parlar, uygun değildir.
    • İnce yünlü kumaşlar tercih edilmelidir.
    • Aksesuarlar ve takılar az olmalıdır.
    • Aşırı makyaj yapılmamalıdır.
    • Beyaz tişört giyilmemelidir.
    • Kahverengi renkli kıyafetler izleyiciye sıcak gelmeyebilir.
    • Çizgili gömlek giyilmez, ekranda tarama yapar ve iyi durmaz.
    • Televizyonda giyim, sözcüklerden daha çok dikkat çekmemelidir.
    • Aksesuarlarda parlak olmayan renkler tercih edilmelidir.

    *Murat ERTAN, “BEDEN DİLİ”, s. 47, Fark Yay.

    MURAT ERTAN
    EĞİTİM BİLİM UZMANI
    DAVRANIŞ BİLİMLERİ UZMANI

    Bu yazı toplam 691 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim