Durdu GÜNEŞ / Yazar

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Durdu GÜNEŞ / Yazar

    “Lisanı Münasip”ten Niye Nasiplenemiyoruz?

    12 Ekim 2018 Cuma 08:53

    İletişim dersinde eskilerin lisanı münasip dedikleri uygun dil kullanımının önemine çok vurgu yapıyorum.

    Sözlediğimiz şeyler elbette doğru olmalı ancak bu doğruluk kaba ve kırıcı olmaya dönüşmemelidir. Doğruyu söylerken de doğru bir üslup içinde söylemek gerekir. Nasıl ki gayri meşru yollarla meşru yola gidilmezse, doğru olmayan bir üslupla doğru bir sonuca gidilemez.

    Eski dönemlere ait bir hikaye anlatılır.

    Bir dava sırasında kadı davacının şahidini beğenmez. Davacıya, “Bu kişi doğru düzgün anlatmıyor. Git doğru dürüst anlatacak birini bul getir” der.

    Adam gider, bir şahit bulur, getirir. Şahit kadının huzuruna çıkar, kadıya bakar. “Selamün aleyküm kör kadı” der. Kadının bir gözü kör imiş.

    Kadı adama bakar sonra davacıya döner: “Ben sana doğru dürüst adam getir dediysem, düz meşe odunu gibi bir adam getir demedim” der.

    Uygun dil incelik ister, zeka ister, kültür ister.

    Dursun kahvede kalp krizi geçirip ölür. Temel’e eşine haber vermesini söylerler. Dursun’un eşi şok yaşamasın diye de lisanı münasiple söylemesini diye tembih ederler. Temel gider, evin kapısını çalar:
    -Kim o?
    -Dursun beyin dul eşi burada midur?
    -Dursun beyin eşiyim ama, dul değilim…
    -Var misun iddiasuna!

    Bazı kişiler vardır. Sohbet esnasında sürekli sizin sözünüzü düzeltmekle meşguldür. Ya telaffuzunuzu ya kelimeyi yanlış yerde kullanmanızı ikaz ederler. Sohbetin insicamı bozulur. Elbette birileri yanlış yapıyorsa onun düzeltilmesi için uygun bir şekilde ikaz edebilirsiniz. Ancak “Sen yanlış yapıyorsun, doğrusunu ben biliyorum” tarzında başkaları nezdinde üstünlüğünüzü şova çeviriyorsanız, düzeltilmesi gereken telaffuz ya da kelimeden ziyade öncelikle kendi kabalığınızdır.

    Uygun zemin ve zamanda bu tür hatalar lisanı münasiple düzeltilmelidir. Bir arkadaşım sohbet esnasında sürekli “hukuk losyonu” diyordu. Aslında kasdettiği şey “hukuk nosyonu” idi. Sohbet esnasında bir şey demedim. Başbaşa kaldığımızda ses benzerliği olan kelimelerden dem vururken diğer kelimelerin yanında “losyon ve nosyon” ayrımını da anlattım.

    Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in hikayesini bilirsiniz. Henüz daha küçükler. Yaşlı bir bedevinin abdest alırken yanlış yaptığını farketmişler. Ancak ona yanlış yapıyorsun demek yerine “Amca hangimizin doğru abdest aldığı konusunda tereddütlerimiz var. Siz yardımcı olur musunuz? Hangimiz abdesti doğru alıyoruz, diyerek abdest alırlar. Yaşlı adam “Abdesti siz doğru alıyorsunuz, asıl yanlış alan benim” diyerek hatasını düzeltir.

    Yine lisanı münasip konusunda sık yapılan yanlışlıklardan biri de karşı tarafı yanlışlayarak veya reddederek konuşmaya başlamaktır. “Ben senin dediğine katılmıyorum” “Senin dediğin doğru değil” şeklinde söze başlamaktır. Bu şekilde başladığınızda önce kendi üstünlüğünüzü ya da doğruluğunuzu ilan edip sonra saldırıya geçiyorsunuz. Oysa karşı taraf ne derse desin. Siz onu yanlışlayacak veya reddecek bir cümle kullanmadan “Benim okuduğum şu kaynağa göre konu böyle ele alınmıştı. Ya da bu konuda şu şu bilgi ve verilerden ulaştığım kanaata göre şöyle bir düşüncem oluştu” demek. Kırıcı olmadan konunun karşılıklı anlaşılmasını sağlayacaktır.

    İletişimde lisanı münasip önemlidir. Allah bizi lisanı münasipten mahrum bırakmasın. Bu konuda nasibimiz bol olsun ki, kırıcı olmadan muhabbetimizi demleyelim.

    Bu yazı toplam 625 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim