Durdu GÜNEŞ / Yazar

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Durdu GÜNEŞ / Yazar

    Muzırlık Mizahın Marazı mı, Malzemesi mi?

    05 Ağustos 2022 Cuma 08:56

    Muzır kelimesini daha çok 1927 yılında çıkarılmış “Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu” ve bir zamanlar Başbakanlığa şimdi ise Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı “Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulundan dolayı duymuş olabilirsiniz. Özellikle 1988 yılında kanunda yapılan değişikliklerle cinsel gelişmeye zararlı cinsel görüntü, yayın, materyal gibi unsurların poşetlenmesi, yasaklanması gibi konular kamuoyunda çok tartışılmıştı. Bir şeye poşetlik demek aynı zamanda görünmesi yasaklı cinsellik demekti.

    Muzır kelimesi zararlı, her şeyi bozan, cinsel gelişmeye zararlı gibi anlamlar içermektedir. Muzırlık, kanun ve kurul nedeniyle doğrudan cinselliği çağrıştırmaktadır. Ama bu bizim yaş grubumuz için geçerlidir. Yeni nesil bu kavrama yabancıdır.

    Cinsel ögelerin mizahta; sınırsız, sansürsüz ve sorumsuz bir şekilde kullanılmasını düşünce özgürlüğü kapsamında mı yoksa bunun bir kamu düzeni ve ahlakı açısından sakıncalı görüp bazı kısıtlamaların olması gerektiğini mi kabul edeceğiz? Konuyu sert bir şekilde ikiye ayırıp birini seçmenin doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyorum.  Sanat ve ahlakın birbirini yok edecek şekilde egemen olması doğru kabul edilemez. Sanat da ahlak da insanın ürettiği bir kültürdür ve insanın gelişmesi için gereklidir.

    Bu konuyu nereden düşündün diye soracak olursanız mizahla ilgili olduğum için son günlerde youtubede yayımlanan stand-up gösterilerini izledim. En meşhurlarından en amatörlerine kadar, ne varsa. Neredeyse istisnası olmayacak şekilde cinsellik ana malzeme haline geliyor, en masum konular bile cinsel imalarla cinsel bir mecraya aktarılıyor. Cinsel içerikli küfürler, cümlelerin vurgusu olarak kullanılıyor. Argo, galiz ifadeler, cinsel benzetmeler gırla gidiyor. İzleyenler bu vurgular ve benzetmelere kahkaha atıyor.

    Daha sonra bu stand-up'çuların söyleşilerini izliyorum. Küfürlerin bir jargon olduğunu, bunun sokakta, toplumda zaten kullanıldığını, Türk aile ve ahlakına ters olmadığını, Türk ailelerinin gösteriye para vererek geldiklerini ve alkışladıklarını bu nedenle ahlak adına yapılan eleştirilerin anlamsız olduğunu savunuyorlar.

    Öncelikle cinselliğin ağırlıklı olarak mizah da niye bu kadar fazla kullanıldığını düşündüm? Bazı tespitlerde bulundum. Bunları şöyle sıralayabilirim.

    1- Milliyetçi, muhafazakâr kesim mizaha zaten mesafelidir. Hele gösteri dünyasında esamesi okunmuyor. Bu kesim dışında kalan sol, sosyal demokrat ya da mizahı meslek edinmiş kişilerin cinsellik, müstehcenlik, muzırlık gibi kavramlara yaklaşımı çok esnektir. Bu durum onlar için bir kaygı konusu değildir. Dolayısıyla sınır, sansür düşünmeksizin bu konuda özgür davranmaktadırlar.

    2- Cinsel mizahın alıcı kitlesi çok geniştir. Cinsel mizah zekâ ve yetenek gerektirmez. Düşünsel bir alana hitap etmediği için içgüdüsel dürtüleri hemen harekete geçirmektedir. Oysa zekâ temelli mizahın algılanması için muhakeme, bilgi, kültür, deneyim gerekir. Cinsel mizah da çözülecek bir bulmaca yoktur. Cinsel içerikli argo bir söz doğrudan içgüdüsel bir kahkahayı tetikler. Eğer kişiler sadece gülmek ve fizyolojik olarak rahatlamak istiyorsa düşünmeksizin absürt, argo, cinsellik olan bir söze gülebilirler. Bir toplumun nelere güldüğü aynı zamanda o toplumun zekâ seviyesini de gösterir.

    3- Bir toplumda cinsellik bir tabu halini almışsa ve sürekli baskılanıyorsa mizahın meşruiyetinde ortaya çıkıyor. Böylelikle baskılanan duygular mizahla birlikte patlıyor ve rahatlama sağlıyor.  Freud toplumsal yaşamda insanın şiddet ve cinsellik duygusunu bastırdığını, ancak bastırılan cinselliğin mizah yoluyla ifade edildiğini belirtmektedir.

    4- Bir toplumda yönetimden, siyasetten, devletten kaynaklanan sorunlar, yani toplumsal hayatı zorlaştıran hususlar eleştirilemiyorsa, risk taşıyorsa, yasak varsa o alandaki mizah gelişmeyecektir. Cinsel mizah böyle bir risk taşımıyorsa, toplum ona itibar ediyorsa, bu durum çok para kazandırıyorsa elbette cinsel mizah egemen olacaktır. En son kitabım “Gülüşe Gülüşe Anlaşalım” çok az miktarda basılmasına rağmen maliyetini bile karşılayacak bir satışı olmadı. Hatta bir arkadaşım espri yollu “kitabın ismini yanlış koydun bu kitap satmaz. “Gülüşe Gülüşe Sevişelim” koysan daha iyi olur. Anlamak, anlaşmak, akıl gibi konular kimsenin umurunda değil, diğer mizahçılar gibi içine cinsellik katmazsan olmaz” demişti.

    Başlığımıza dönersek, muzırlık mizahın malzemesi yani lüzumlu unsuru mudur? Bu sorunun cevabı tamamen toplumun kültürüne ve taleplerine bağlıdır. İbn-i Sina’ya atfedilen “İlim ve sanat itibar görmediği yerden göç eder” sözü burada da geçerlidir. Nasıl bir sanata itibar ediyorsanız o toplumda o sanat gelişecektir.

    Peki bir toplum muzır mizaha itibar ediyorsa bunu doğru bir durum olarak mı kabul edeceğiz? Bence edemeyiz. Mizahı, kusurlu yönlerimizi pekiştirme sanatı olarak göremeyiz. Bilakis kusurlu yönlerimiz mizahla işlenerek düzeltilebilir. Moliere "Komedi güldürerek eğitme sanatıdır." der. Mizah bir eğitim metodudur aynı zamanda.

    Peki muzırlık mizahın marazı yani hastalığı mıdır? Bana göre evet. Bunu geleneksel Türk mizahının ana felsefesine dayanarak söylüyorum. Bizim tarihi mizah kültürümüzde gülmek ve düşünmek birlikte yer alır. Mizah, özü itibariyle bir kıssadan hissedir.  Nasreddin Hoca aynı zamanda halk filozofu olarak bilinir.

    Niteliğin itibar görmediği, niceliğin egemen olduğu çağımızda, bu yazının kaderi bile ancak birkaç kişinin dikkatini çekecektir. Bu da beni acı acı güldüren bir kara mizah örneğidir.

    Bu yazı toplam 293 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim