Durdu GÜNEŞ / Yazar

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Durdu GÜNEŞ / Yazar

    Şifahi Bilgilerle Şifalı Bitkiler

    01 Aralık 2020 Salı 22:54

    Son zamanlar alternatif tıp adı altında şifalı bitkiler, şifalı taşlar, destek ürünleri, sülük, hacamat vs. yaygınlık kazandı.

    Bitkilerle sohbet isimli kitabı yazım sürecinde şifalı bitki satan yerleri dolaştım. “Bu bitkilerin neden şifa verdiklerini” sorduğumda geleneksel olarak geçmişten beri uygulandığına gönderme yaparak açıklama getirdiler. Hatta bu konuda hem şifalı bitki satan hem de tuğla cesametinde şifalı bitkiler isimli kitap yazan satıcıyla konuştum. “Bitkilerin şifa özelliklerini nereden öğrendiklerini” sordum. “Şifalı bitki satmayı baba mesleği olarak seçtiğini ondan öğrendiklerini aktardığını” söyledi. “Bir de kullananlara soruyoruz memnuniyet bildirirlerse bilgiye ekleme yapıyoruz” dedi.

    Bir kere şifalı bitki terimi beyinde olumlu bir etki uyandırıyor. Şifalı olup olmadığı tıbben kesinlik kazanmayan otlar şifalı etiketiyle sunuluyor. Bu bitkilerin doğal olması sanki vücuda zarar vermeyeceğine bir delil gibi aktarılıyor. Oysa zehirlerin çoğu da doğaldır. Doğa da zehirli bitkiler vardır. Her yıl zehirli mantardan ölenlerin haberlerini duyarız. Bir bitkinin doğal olması onun zararsız olacağı anlamına gelmez. Diğer taraftan yararlı bile olsa gereğinden fazla alınca şifalı şey zehre dönebilir.

    Çaresizlik, yoksulluk ve cehalet şifalı bitkilerin popülerleşmesine yardım ediyor.  Bunu yargı ifadesi olarak değil, durum tespiti açısından söylüyorum.

    Kanser gibi tıbbın tedavide aciz kaldığı durumlarda insanların bu çaresizliğinden onlara umut satarak geçinenler vardır. İyileşen ama iyileşme nedenleri araştırılmamış kişiler örnek olarak gösterilip her kanserli hastayı iyileştirme vaadiyle insanlar aldatılmaktadır. Eğer kansere ilaç bulunsa idi. İnsanlar böyle bir yolu tercih eder miydi etmezdi. Çaresizlik zayıf da olsa ihtimalleri umut haline getirmektedir.

    Alternatif tıbba yönelişin bir diğer sebebi yoksulluktur. Modern tıp pahalı bir hizmettir. Muayene tedavi ve ilaç giderleri hem zahmetli hem de maliyetlidir. Oysa gidip bir aktara derdini anlatıp onun hemen çözüm ürettiği bir şifalı bitkiyi almak hem kolay hem de ucuzdur.  Tedavisi tıbben mümkün ve parası olan kişi neden şifahi bilgilere dayalı şifalı bitkilerden medet umsun ki.

    Şifalı bitkiye yönelişin diğer bir sebebi de cehalettir. Anatomi ve fizyolojinin temel asgari bilgisinden yoksun kişiler vücudun yapısını ve işleyişini bilmedikleri için kulaktan dolma bilgilere daha çok itibar ederler.  Şifalı bitkilerle ilgili menkıbevi çok hikâye dolaşır halk arasında. Bu hikayelere mistik bir duyguyla bağlanarak çözüm aramak çok rahatlatıcı gelir. Bu nedenle şifalı bitkileri kullananlar kısmi bir plesebo   ile iyileştiklerini düşünebilirler.

    Bazıları ilaçlarda şifalı bitkilerden yapılıyor neden karşı çıkıyorsun diye içlerinden geçirebilirler. Ben karşı olmaktan ziyade bu konuda aydınlatıcı bilgi vermek istiyorum.

    Şifalı bitkiler veya destek ürünleri altında ilaç gibi satılan her türlü derde deva olarak satılan bitkiler neden ilaca dönüşmez?

    Bu ürünlerin ilaç olabilmesi için önce kobaylar üzerinde deneme yapılması, sonra insanlar üzerinde pilot uygulama yapılması, varsa zararlarının yan etkilerinin tespit edilmesi gerekir. Hatta piyasaya sürülüp aradan belli bir zaman geçtikten sonra zararları ortaya çıkarsa ilaç ruhsatı iptal edilmektedir. İlacın hikayesi hem uzun hem de pahalı bir süreçtir.

    Bir ilaçla şifalı bitki ya da destek ürünleri arasında ne tür farklar vardır.

    İlaçlar hekim tarafından teşhis edilen bir hastalığa özgü olarak hekim tavsiyesiyle kullanılır. Ne kadar sürede ne kadar dozda alınacağı hem hekim hem eczacı hem de ilaç prospektüsünde yazar.

    Şifalı bitkiler veya destek ürünleri doğrudan aktar ya da ticarethanelerde satılır. Şifalı bitkiler adı altında satılan hiçbir ürün herhangi bir ruhsata tabi değildir. Destek ürünleri adı altında kutular ve şişeler içinde satılan şeyler içinse sadece Tarım Bakanlığından izin alınır. Ambalaj üzerinde “Destek ürünüdür ilaç değildir” ibaresi olur ama piyasaya ilaç gibi sürülür.

    İlaçların prospektüsünde yani kullanma kılavuzunda o ilacın muhtemel yan etkileri belirtilir. Ayrıca başka rahatsızlığınız varsa ilacın onunla uyumlu olup olmadığı belirtilir. Örneğin bu ilaç hamilelikte kullanılmaz. Ya da yüksek tansiyon hastaları bu ilaçları kullanmasın diye belirtilir.

    Şifalı bitkilerde ve destek ürünlerinde ise sadece faydalı olduğu hususlar yer alır. Ama şifalı bitkinin ya da destek ürününün zararları belirtilmez. Dolayısıyla bu tür ürünleri kullananlarda ciddi karaciğer rahatsızlıkları ortaya çıkmaktadır.

    İlaçlarda son kullanma tarihi olur. Süresi geçen ilaç kullanılmaz.

    Şifalı bitkilerin üzerinde son kullanma tarihini göremezsiniz. Size 2-3 yıllık ıhlamuru, ada çayını satabilirler.

    İlaçlardan kaynaklanan, ya da yanlış tıbbi tedavi uygulandığında bunun hukuksal yaptırımları vardır. Hem hekim hem kusuru varsa eczacı ilaç şirketine karşı ceza ve tazminat davası açılabilir.

    Şifalı bitkiler veya destek ürünlerinde böyle bir sorumluluk yoktur.  Sen onu ilaç niyetiyle almışın ama adam sana onu bitki olarak satmıştır, ilaç olarak değil. Yanlış ve geciken tedavi nedeniyle uğradığınız zararla baş başa kalırsınız. Sorumluluk tamamen size aittir.

    Bu konu nereden aklıma geldi? Şifalı enerji adı altında bir kişisel gelişim seminerinin sonuna yetişmiştim. Çıkış kapısının yanında duruyordum. Orta yaşlı bir kadının çocuğunun kolundan tutmuş, “yürü oğlum yürü saçma sapan işler bunlar” diyerek çıktığını gördüm. İnsanlara sihirli formüller verdiğini söyleyen şifalı kişisel gelişimin de şifalı bitkilere benzediğini düşündüm.

    Bu yazı toplam 291 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim