Murat ERTAN

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Murat ERTAN

    Türkiye’de Kültür ve Beden Dili Örnekleri

    09 Mayıs 2022 Pazartesi 08:27

    Türk Bayrağının anlamı:  

    Üstündeki “5 köşeli yıldız”, İslam’ın 5 şartını simgeler. “Ay”,hilal” İslam’ı simgeler. Kırmızı, bugüne kadar can feda etmiş tüm şehitlerimizin kanlarını simgeler.

    Bayrağımızın marşında “571” hece, “1453” harf vardır. Bu da Peygamber Efendimiz’in (s.av.) doğuşu ve İstanbul’un fethini gösterir.

    Anıtkabir’deki simgelerin anlamları:

    Aslanlı yolun sağında İstiklal Kulesi’nin iç duvarlarında bulunan kabartmada, iki eliyle kılıç tutan bir gencin yanında, kaya üzerinde kartal figürü, mitolojide ve Selçuklu sanatında; gücün, istiklal ve bağımsızlığın simgesidir. Kılıç tutan genç, istiklali savunan Türk milletini temsil etmektedir.

    Aslanlı yolda 24 Oğuz Boyunun simgesi, Hitit aslanları bulunmaktadır. Bu aslan heykelleri, “kuvvet ve sukuneti” ifade etmektedir. Aslanların çift olması, “birlik ve bütünlüğü”, oturur pozisyonda olmaları ise “barışseverliği” anlatmaktadır.

    Tek parça bayrak direği 33,5 metre ile Avrupa’nın en büyüğüdür. Bayrak direğinin kaidesinde yer alan kabartmadaki “meşale” Türk medeniyetini, “kılıç” taarruz gücünü, “miğfer” savunma gücünü, “meşe dalı” zaferi, “zeytin dalı” ise barışı simgelemektedir.

    • Osmanlı’da kahve-su geleneği

    Osmanlı’da misafirlere kahvenin yanında su getirilirdi. Misafir, toksa kahve; açsa su içerdi. Su içen misafire yemek ikram edilirdi.

    Nasıl ince bir ruh örneği… (Ertan, Gönül Yazıları, 2020, 150).

    • Osmanlı veresiye (zimem)* defteri

    Ramazanda zengin birisi bakkala gider, gücü ölçüsünde (gönül zenginliği ölçüsünde) «ilk yirmi kişinin borcunu hesapla» diyerek şahısların borcunu öderdi. Bazen tek bir kişi borç defterini kapatır, fakirler borç defterinden kurtarılırdı.

    Burada güzel bir letafet var ki borçlu borcunu kimin ödediğini bilmez, ödeyen de kimin borcunu ödediğini bilmezdi.

    Ne zenginde gurur, ne fakirde minnet

    Osmanlı’da ne hoş zarafet…

    *Zimem defteri: Bakkal, manav, kasap gibi esnafların tuttuğu borç (veresiye) defteri.

    (Ertan, Murat Gönül Yazıları, 2020, 153).

    • Osmanlı’da diş kirası

    Osmanlı devletinde devlet yöneticilerinin saray ve konaklarda her akşam iftar yemeği vermesi yerleşmiş bir gelenekti. Bu iftarlarda misafirlere özellikle fakirlere yemekten sonra diş kirası adıyla para ve çeşitli hediyeler dağıtılırdı.

    Diş kirası âdeti daha sonraları yarı resmi bir nitelik kazandı. Çeşitli rütbeden memurlar, amirleri tarafından verilen yemeğe gitmeyi bir vazife saymayı başladılar. Davet sahipleri tarafından iftarlar ve hediye verme geleneği bir itibar ölçüsü olarak görülmekteydi. Buralara iftara gidenlere hediyeler sunulurdu ( https://islamansiklopedisi.org.tr/dis-kirasi).

    • Osmanlı döneminde genelde camilerde sadaka taşı bulunurdu. Varlıklı kişiler bu taşların üzerine para koyar, ihtiyaç sahipleri ihtiyaçları nispetinde alırdı. Buradaki amacın, ihtiyaç sahiplerini incitmemek olduğu bilinmektedir. 
    • Osmanlı döneminde, ekonomik durumu iyi olan kişiler evlerin duvarına koydukları kabartmalı işaretlerle, aç olanlar misafirlerin o evde rahatlıkla yemek yiyebileceğini belirtiyordu. Bu da güzel örneklerden birisidir.  
    • Osmanlı döneminde bir hasta varsa o evin penceresine sarıçiçek konurdu. Çiçeği gören satıcılar sessizce geçer, çocuklar başka yerde oynardı.
    • Osmanlı döneminde, pencerenin önünde kırmızı çiçek varsa; “bu evde gelinlik çağına gelmiş bekâr kız var, evin önünden geçerken konuşmalarına dikkat et anlamına gelirdi.
    • Osmanlı döneminde serpuşların, (başlık) her birinin ayrı bir anlamı vardır. (Foto, Murat Ertan)
    • Osmanlı mezar taşlarında kırık bir gül varsa, o mezar genç yaşta ölmüş bir kıza aittir.
    • Osmanlı döneminde karnında bebeği ile vefat eden bir annenin mezar taşı aktarılmıştır.
    • Fitre, zekât; “fakir fukara, Ramazan ayına erzaksız girmesin” diye Ramazan ayından önce, Şaban ayında verilirdi.
    • Eski han ve kervansarayların tarihi kapıları eğilerek girilmesi için diğer kapılardan daha alçaktır. İçerdekileri selamlama durumunda kalırsınız, saygı gösterirsiniz.
    • Selçuklu yıldızı: merhamet, şefkat, sabretmek, doğruluk, sır tutmak, sadakat, mertlik, rabbine şükretmek demektir.
    • Selçuklularda mezar taşlarına son derece önem verilirdi. Bunun en güzel örneklerinden biri de Ahlat’ta bulunan Selçuklu mezarlarındaki mezar taşlarıdır.

    Mavi bere anlamı:

    Osmanlı İmparatorluğu’nda akıncıların mavi giymesinden kaynaklanır. Jandarma Komandolar kullanır. Mavi berenin sağa yatık olmasının sebebi, dinimize göre öldüğümüzde sağ tarafımıza yatırılıyor olmamızı simgeler. Arkadan enseye doğru gelen iki küçük ip, kefenin iplerini sembolize eder. Bizler şehadeti baş üstünde taşırız, anlamına gelir.

    • Kemaliye’de evlerin dış kapılarında “yılanbaşlı simge” vardı. Kötülüklerden koruduğuna inanılırdı.
    • Beypazarı kapı tokmağı: Eski Beypazarı evlerini kapılarının üstünde iki tokmak olurdu, biri kalın biri ince; “gelen kadın ise kapıyı ince tokmakla vururdu, evin hanımı kapıyı ev haliyle açabilirdi. Erkekse kalın tokmakla kapıyı vururdu, evin kapısını kadının kocası ya da evin hanımı dışarı giysisini giyip kapıyı öyle açardı.
    • Osmanlı döneminde gelinlikler, saray ve hanedan rengi olan kırmızı tercih edilirdi. Halk kırmızı ile birlikte mavi, pembe, mor renk de kullanılırdı. 1870’ten sonra batının etkisiyle açık renkli gelinlikler kullanılmaya başladı.
    • Osmanlı’da hastaları sakinleştirmede gül suyu kullanılırdı. Gülhane, ismini gül bahçelerinden alır. Gül suyunun hafızayı güçlendirdiği düşünülürdü.
    • Osmanlı’daki “akide şekeri” adını; Osmanlı döneminde yeniçerilere üç ayda bir dağıtılan aylıklar için yapılan ve ulufe divanı denilen törende sunulmasından almıştır. Bu törende yeniçerilerin şekeri kabul etmeleri, akdin, yönetime olan inanç ve bağlılığın sürdüğü anlamına gelir. Aksi durum ise hoşnutsuzluk ve isyan olarak karşılanırmış. Akide töreni yapılırken bu tören iki tarafı da rahatlattığı için sunulan şekere akid daha sonra da bağlılık anlamına gelen “akide şekeri” adı verilmiştir.
    • Osmanlı’da “Akça dizmek”; küçük çocukların ön saçlarına nazar boncuğu ile altın veya gümüş para bağlamak, sünnet çocuklarının veya hafız olacak gencin takkesi kenarına altın dizisi dikmek adettir. Kadınların feslerine, saçlarına altın dizmek âdeti sürmektedir.
    • Osmanlı döneminde bayrama sabredemeyip bir gün önce bayramlıklarıyla gezen çocuklara “arefe çiçeği” denirdi.
    • Ağrı Doğu Beyazıt, İshak Paşa Sarayı’nın simgelerinde; insan, İshak Paşa’yı; aslan, gücü ve kuvveti; kartal: yücelik ve egemenlik anlatır.
    • Sultan Baybars’ın savaşlarda kullandığı Kıpçak maskesinde bulunan gözyaşı, Baybars’ın kölelikten hükümdarlığa yükselmesini temsil etmektedir. 
    • Çinilerdeki dikdörtgen şekilli İslam figürleri, evrenin sonsuzluğunu anlatır. İznik en önemli çini şehridir.
    • Beyler, konuştukları veya beğendikleri hanımlarla buluşmaya gidince, hediye olarak ayna alırlardı. Bunun anlamı; “sana senden daha güzel verilebilecek hediye yok” demekti.
    • Bir Türkmen savaşçısı, öldüğünde en yakın arkadaşı saçından perçem keser, atının kuyruğu kesilir. Bir savaşçı öldüğünde, ilk atı ağlar.
    • Çayı bittikten sonra bir bardak daha çay istemediğini belirtmek için bardağın üzerine kaşık yatırılır, “bir daha içmeyeceğim” şeklinde mesaj verilir.
    • Van Erciş’te Ulupamir Kırgızları, düğünde gelinin damadın bahtının açık olması konukların sağ omuzlarına “un” değdirirler.
    • Damada düğün sonuna kadar gelinin yüzü gösterilmezdi. Bu uğursuzluğu önlemeye yönelik bir davranış olarak görülürdü.
    • Nikâhta eşinin ayağına ilk basan kişinin evde ağırlığı olacağı, sözü geçeceğine inanılır.
    • Urfa’da sıra geceleri önemlidir. Size mırra ikram edilir, mırrayı doğru şekilde kahveciye veremezseniz, kahveciyi evlendirmeniz veya kahve fincanını altınla doldurmanız gerekir.
    • Evin bir bölümü bitmez, eksik bırakılırsa Azrail’e; “evlatlarımı evlendireceğim benim işim daha bitmedi” mesaj verilir.
    • Türkler’de halının göbeğinde sekizgen motifler, “her boyun simgesini” belirler.
    • Kilim dokunurken bir yeri hatalı dokunur, “mükemmellik Allah’a aittir” mesajı verilir.
    • Çerkeslerin düğünlerinde oyun simgelerinin anlamları; erkekler, kartal gibi hareket eder. Kızlar güvercin gibi kollarını açar. Eve misafir geldiğinde, kamçısını dışarı asarsa kısa kalacağı anlamına gelir, evin içine asarsa uzun kalacağını anlatır.
    • Çeyiz; sabrı, nezaketi, emeği göstermek için yapılır.
    • Kastamonu Azdavay’da 600 yıldır Azdavaylı kadınların giydiği; şapka, yazma, entari, yelek, kuşak, önlük ve şalvardan oluşan yöresel kıyafet, yaşamın her alanında kullanılır. “Azdavay yöresel kıyafetiyle bütün işler en rahat şekilde yapılabilir. Tarımsal işlerde en zor şartlarda çalışma, düğünde, törende temsil etme noktasında, ata binmede bu kıyafet en rahat şekilde giyilebilir.

    (https://www.haberler.com/azdavay-in-6-asirlik-yoresel-kiyafetine-cografi-13751100-haberi/ 16.1.21 saat 12.30).

    • Muğla Milas Çomakdağ’lı köylü kadınlar, 500 yıldır güne başlarına çiçek takarak başlar ve yöresel kıyafetleri ile yaşamlarını sürdürmektedir. Güzel kokmak, güzel görünmek ve yeşile, doğaya saygılarından dolayı başlarına çiçek ve ot takarlar.

    OSMANLI TUĞRASI

    Türk sembolizminde, doğaya ait pek çok temanın işlendiği İslamiyet öncesi Gök Tanrı inancında da görülmektedir. Güneş, ay, dağlar kutsal anlamlara sahiptir. Bu simgeler, İslamiyet sonrasında sanat eserlerinde ve mimaride sık olarak kullanılır.

    Osmanlı Devleti’nde hâkimiyetin, gücün simgesi olan armalar, hanedanın sembolü ve devlet arması olarak üçlü bir işlev kazanıyor. Tuğra; padişahın imzasıdır, farklı padişahlar döneminde ayrı arma ve tuğralar kullanılmıştır. Önceleri sadece imza için resmi belgelerdeki tuğralar, 15. yüzyılda yapılara işlenmeye, 18. yüzyılda armaların üzerinde yer almaya başlamıştır. Osmanı Devlet Arması resmi niteliğini, 18. yüzyıl sonlarında kazanmıştır. Padişahların eklemeleriyle özellikleri gelişmiş ve çeşitlenmiştir. Osmanlı Devlet Arması son şeklini 19. yüzyılda 2. Abdulhamid döneminde almıştır (Fotoğraf kaynak: https://www.canvastar.com/osmanli-tugrasi-01-kanvas-tablo)

    Osmanlı Devlet Arması; yukarıdan aşağı doğru lider, kalp ve vücud olarak isimlendirilen üç ana kısımdan oluşur. Üst kısım hükümdarı, orta bölüm devlet ve tahtı, orta kısımda üstte bulunan kalkan ise devletin koruyuculuğunun simgesidir. Hükümdar, armada başköşede devlet ve toplum üzerinde konumlanır. Yukarıda yer alan tuğra ve etrafında saçılan ışığı temsil eden form ile hükümdar, Güneş ile özdeşleştirilmektedir. 2. Abdulhamid Han, bu tuğranın altına uçları yukarı bakan bir hilal ekletmiştir. Hilalin üzerinde “Osmanlı Melikleri, Allah’ın yardımına dayanarak iş görürler” yazılıdır.

    Armanın orta noktasında bulunan ve devletin koruyuculuğunu sembolize eden kalkanın çevresinde yıldızlar vardır ve bu Osmanlı’nın kâinatın merkezinde olduğunu anlatır. Daha sonra ay yıldıza dönüşen bu formlar, Osmanlıya bağlı eyaletleri de simgelemiştir. Kalkanın üstünde bir serpuş (başlık) bulunmaktadır. Bu serpuş Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’yi simgeler.

    Kalkanın her iki yanında biri yeşil, diğeri kırmızı iki sancak bulunur. Yeşil olan İslam Devleti, kırmızı olan bağımsızlığın göstergesi olarak armada yer almaktadır. Kalkanın yan kısımlarında Orta Asya’dan bu yana Türk toplumlarının kullandığı geleneksel silahlar bulunmaktadır. Tek taraflı ve iki taraflı teber, mızrak, kılıç, ağızdan dolma top, gürz, topuz, süngülü tüfek gibi silahlar gücü, savaşçılığı, zaferi sembolize eder. Haberci sembolü bir borazan, teknolojiyi ve modernliği temsil eden toplu tabanca da bulunmaktadır.

    Armada sol tarafta bulunan terazi, Osmanlı Devleti’nin adaletini sembolize eder. Üstteki Kuran-ı Kerim’i alttaki ise kanunnameleri, örfi ve hukuk düzenini temsil eder. Terazinin Kuran-ı Kerim’in üzerinde olması, Osmanlı Devleti’nin İslamiyet’in kurallarını ve hukuk ilkelerini sistem olarak benimsediğini göstermektedir.

    OSMANLI ARMASININ ÜZERİNDEKİ SEMBOLLERİN ANLAMLARI:

    1. Tuğranın etrafındaki güneş motifi, padişahın güneşe benzetilmesinden ileri gelir.
    2. II. Abdülhamit'in tuğrası
    3. Sorguçlu serpuş: Osman Gazi’yi ve tahtı temsil eder.
    4. Yeşil Hilafet sancağı 
    5. Süngülü tüfek: Nizam-ı Ceditle birlikte Osmanlı ordusunun asıl silahı olmuştur.
    6. Çift taraflı teber
    7. Toplu tabanca 
    8. Terazi: şeşper ve asaya asılıdır, adaleti temsil eder.
    9. (Üstte) Kuran-ı Kerim. (Altta) Kanunnameler.
    10.  Nışan-ı al-i imtiyaz: Devlet adına faydalı işlerde bulunmuş ilim adamları, idareci ve askerlere verilirdi.
    11.  Nışan-ı Osmani: Sultan Abdülaziz Han tarafından 1862'de ihdas edilmiş olup, devlet hizmetinde üstün başarı sağlayanlara verilirdi.
    12.  Asa ve şeşper.
    13.  Çapa, Osmanlı denizciliğini temsil eder.
    14.  Bereket boynuzu.
    15.  Nışan-ı iftihar.
    16.  Yay.
    17.  Mecidi nişanı 
    18.  Borazan, modern mızıka takımının kullandığı çalgı aletidir.
    19.  Şefkat nişanı, 1878'de II. Abdülhamit Han tarafından ihdas edilmiş olup; savaş zamanında, büyük afetlerde devlete, millete hizmet eden kadınlara verilirdi.
    20.  Top gülleleri (Bazı armalarda bulunmuyor).
    21.  Kılıç.
    22.  Top, topçu ocaklarını temsil eder.
    23.  El siperlikli tören kılıcı: bu kılıç klasik Türk kılıcı olmayıp, o devirdeki subaylar tarafından kullanılırdı.
    24.  Mızrak.
    25.  Çift taraflı teber, orduda üst düzey görevliler tarafından üstünlük sembolü olarak kullanılmıştır.
    26.  Tek taraflı teber (balta).
    27.  Bayrak.
    28.  Osmanlı sancağı.
    29.  Mızrak: Son dönem mızraklı süvari alayları.
    30.  Kalkan, Ortasında stilize edilmiş bir güneş motifi var.
    31.  12 yıldız; rivayete göre bu 12 yıldız 12 burcu temsil eder. Güneş bu burçlar üzerinde hareket eder.

    (https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/osmanli-armasi-ve-anlami-135#:

    türk Devletlerinde Simgesellik; https://www.millisaraylar.gov.tr/blog/devlet-armasi-ve-simgesel-anlamlari).

    *ERTAN MURAT,  “BEDEN DİLİ”, Fark Yay. 2021.

    MURAT ERTAN
    EĞİTİM BİLİM UZMANI
    DAVRANIŞ BİLİMLERİ UZMANI

     

    Bu yazı toplam 615 defa okunmuştur.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 BADER Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 229 54 06 - 229 55 06 | Haber Yazılımı: CM Bilişim